13 Kasım 2011 Pazar
12 Kasım 2011 Cumartesi
7 Kasım 2011 Pazartesi
En uzak iklimlerin en soğuğunu getir...
Sevgili Şule'den geldi bugünün sözü "kırılganlığın senin gücündür" pina bauch...
Tıpkı Nietzsche'nin söylediği gibi "beni öldürmeyen acı güçlendirir"
Bu sözlere şu müzik eşlik etsin, kanın soğuk yüzü ile Dexter'ın karanlığının sıcak yüzü içinizi ısıtsın...
http://www.youtube.com/watch?v=kGAI0qLQw2E&feature=results_video&playnext=1&list=PL04F828AC003D5731
Sevgili Şule'den geldi bugünün sözü "kırılganlığın senin gücündür" pina bauch...
Tıpkı Nietzsche'nin söylediği gibi "beni öldürmeyen acı güçlendirir"
Bu sözlere şu müzik eşlik etsin, kanın soğuk yüzü ile Dexter'ın karanlığının sıcak yüzü içinizi ısıtsın...
http://www.youtube.com/watch?v=kGAI0qLQw2E&feature=results_video&playnext=1&list=PL04F828AC003D5731
Çok uzak değil bizim evin bahçesi...Bir asma dalı, bir bahçe duvarının demiri, biraz kir...biraz net alan derinliği, biraz konuya yaklaşmak, biraz kontrast...
Artık nesneleştiği görüntü içerisinde gösterdiklerinden farklı; asmanın huyudur sarılmak, sarmaşıkgillerin özelliklerini taşır, meyvesi de vardır, insan tarafından tüketilebilir ve hatta dönştürülebilir. Sağlamdır ve de esnek; çocukluğumdan anımsıyorum, salıncak gibi kullandığımız büyükçe bir asmayı, o da yanındaki büyük ceviz ağacına sarılmış, onunla yaşardı...Seçtiği eş duruma göre değişir; ilginç, yeri geldiğinde doğadan, kendinden bir parçayken; yeri geldiğinde insan eliyle yapılmış tamamen yapay bir parça da olabilir. Ne değişir? Asma hala bildiğin asma, esnekliğinin altını çiziyordur belki bu tutumuyla...
"O"...
6 Kasım 2011 Pazar
Bildik günlerden biri daha yaşanıyordu, tanımlanmış alanlar ve tanımlanmış zamanlar...
Sifonu çektiğinde oraya ambalajıyla birlikte attığı kahveyi unutmuştu, tıkanan klozetle birlikte taşan suyu hükümsüzce izledi...Ayaklarına kadar geldi, suyun içindeydi artık, su berrak görünüyordu ama taştığı yeri düşününce içi almadı bir an. Geçmişin karanlığı gibiydi. Karanlık yanına baktı, bir de suya. Su berrakmış gibi yapabiliyordu en azından, laboratuar incelemeleri her ne kadar da aksini söyleyecek olsa da...Karanlığını bir laboratuara gönderse içinden neler çıkardı acaba?
Su gibi maddenin bir hali olmak istedi,
akıp gitmek istedi,
kimsenin ayağına dolanıp kalmadan...
"O" öznesi...
Sifonu çektiğinde oraya ambalajıyla birlikte attığı kahveyi unutmuştu, tıkanan klozetle birlikte taşan suyu hükümsüzce izledi...Ayaklarına kadar geldi, suyun içindeydi artık, su berrak görünüyordu ama taştığı yeri düşününce içi almadı bir an. Geçmişin karanlığı gibiydi. Karanlık yanına baktı, bir de suya. Su berrakmış gibi yapabiliyordu en azından, laboratuar incelemeleri her ne kadar da aksini söyleyecek olsa da...Karanlığını bir laboratuara gönderse içinden neler çıkardı acaba?
Su gibi maddenin bir hali olmak istedi,
akıp gitmek istedi,
kimsenin ayağına dolanıp kalmadan...
"O" öznesi...
4 Kasım 2011 Cuma
huzur çok uzaktan değil yakından bir yerden geliyor...
http://www.youtube.com/watch?v=wEcEjNsn1Io
Gönül diyor kaçanı kovalarmış yada bir güvercin misali, bırak gelirse senindir gelmezse zaten hiç senin olmamıştır klişeliryle yaşıyoruz hayatı. Bu hayatın başka gerçekleri de var, fısıltı halinde; duyamazsın bile...Sessizliğe gömülüpte fısıltıları duymaya başladığında gerçekler gelir seni bulur. Ve sıra gelir gerçek nedir? sorusunun yanıtını bulmaya. Öğretilmiş değil, ezber bozanlarda gizil güçler...Ezberi bozmaya geldim, bozuyorum, büyüklerimden birisi (ne kadar büyümüş olsam da hala benden büyükler var) asi olduğumu düşünüyor, kuralları bozmaktan başka bir şey bilmez misin? diyor...Kurallar kurulmuş olmakla ilgili, bir makine olmalı kurulabilmiş olmak için. Geçtiğimiz günlerde çocuklar için oynanan bir oyuna eşlik ettim, grup yetişkindi, oyun çocuklar içindi, hepsi birer kurmalı oyuncaktı ve kendilerini kurarak müzik eşliğinde oldukları oyuncağın hareketlerini yapıyorlardı. Öğretilmiş, kodlanmış hareketler. Özgün olmak nerede? yada kendi ifade dilini geliştirmek?...
Perdeler çekildi...Sokak lambasının ışığı vuruyor ardından...Platon'un mağara alegorisindeki gibi bir görünmezlik ve bilinmezlik vuku buluyor çekilmiş perdenin ardında...Yerinden doğrulup perdeyi açıp bakamıyorsun ardında ne olduğuna...Tembellikten mi? güvensizlikten mi? kendine çok daha fazlasıyla güvenmekten mi? egon mu? aymazlık mı yoksa? Hareketsizliği sağlayan her ne ise, çekilmiş perdeyi gecenin karanlığında bilinmezliği ile bırakıyor, gerilerde bir yere...
3. tekil..."O" öznesi...oldukça gizli...
http://www.youtube.com/watch?v=wEcEjNsn1Io
Gönül diyor kaçanı kovalarmış yada bir güvercin misali, bırak gelirse senindir gelmezse zaten hiç senin olmamıştır klişeliryle yaşıyoruz hayatı. Bu hayatın başka gerçekleri de var, fısıltı halinde; duyamazsın bile...Sessizliğe gömülüpte fısıltıları duymaya başladığında gerçekler gelir seni bulur. Ve sıra gelir gerçek nedir? sorusunun yanıtını bulmaya. Öğretilmiş değil, ezber bozanlarda gizil güçler...Ezberi bozmaya geldim, bozuyorum, büyüklerimden birisi (ne kadar büyümüş olsam da hala benden büyükler var) asi olduğumu düşünüyor, kuralları bozmaktan başka bir şey bilmez misin? diyor...Kurallar kurulmuş olmakla ilgili, bir makine olmalı kurulabilmiş olmak için. Geçtiğimiz günlerde çocuklar için oynanan bir oyuna eşlik ettim, grup yetişkindi, oyun çocuklar içindi, hepsi birer kurmalı oyuncaktı ve kendilerini kurarak müzik eşliğinde oldukları oyuncağın hareketlerini yapıyorlardı. Öğretilmiş, kodlanmış hareketler. Özgün olmak nerede? yada kendi ifade dilini geliştirmek?...
Perdeler çekildi...Sokak lambasının ışığı vuruyor ardından...Platon'un mağara alegorisindeki gibi bir görünmezlik ve bilinmezlik vuku buluyor çekilmiş perdenin ardında...Yerinden doğrulup perdeyi açıp bakamıyorsun ardında ne olduğuna...Tembellikten mi? güvensizlikten mi? kendine çok daha fazlasıyla güvenmekten mi? egon mu? aymazlık mı yoksa? Hareketsizliği sağlayan her ne ise, çekilmiş perdeyi gecenin karanlığında bilinmezliği ile bırakıyor, gerilerde bir yere...
3. tekil..."O" öznesi...oldukça gizli...
3 Kasım 2011 Perşembe
Negatif mi? Pozitif mi?
Fotoğrafın tüm dilleri hayata dair izler içeriyor. Terminolojide bile bulabiliyoruz. Şu fotoğrafa baktığımda ruhumu görecekmişim gibi hissediyorum, içimden geçip dışıma çıkacakmışım gibi. Uzamda kapladığım yer şu negatif görüntüde görünenden fazlası değil. Fotoğraf nesneleştirir der ya Susan Sontag, haksız da değildir bir yerde, bir görüntü olarak nesneye dönüşmek hiçliğe giden yolda ilk adımdır belki de...
Bir neslin hiç fotoğrafının olmadığını düşünmek ürkütüyor bazen beni, Hayatın Tuzu filmi geliyor aklıma, tüylerim ürperiyor...Ölmüş bir küçük kızın hiç fotoğrafı çekilmemiştir o güne kadar, ailesinin elinde ona dair hiç bir görüntü kalmamıştır. Köyün imamı bütün ülkede kıza benzeyen bir yüz bulmanın arayışına girer, fakir aileye bir teselli olsun ister.
Negatif mi? Pozitif mi?
Hem negatif,
hem pozitif...
Gerçek bir 3. tekil şahıstan...O gizli öznesine, bu gizil nesneden....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




